Amaç Belirlemek Neden Önemlidir?

Başarılı bir hayat “uyumlu ve doyumlu” yaşanan bir hayattır. Geçmişte başarı için, aynı öneriyi içeren bir tek reçete sunulurdu. “Çalışmak, çalışmak ve gene çalışmak”. Veya “çok çalışmak”. Oysa çağdaş başarı kavramı içinde “çok çalışmak” yerini “etkili çalışma”ya terk etmiştir.

“Etkili çalışmak”, zamanı belirlenmiş amaçlar ve saptanmış öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır. “Etkili çalışma” programı içinde eğlenmeye, dinlenmeye, aileye, sevdiklerine zaman ayırmaya ve hobilere daima yer vardır.

Başarılı olabilmek için mutlaka amacın açık ve net bir tanımının yapılmış olması, kişinin buna inanması ve bu amaca yönelik yıllık, aylık ve haftalık programların düzenlenmesi ön şartlardır. Günlük ve haftalık program içinde amacına zaman ayırmayan kişi “amaç sahibi” değil, “hayal sahibi” bir kişidir. Unutmamak gerekir ki, amaçlar davranışları başlatır, sonuçlarda bu davranışları sürdürür.

Amacını açık ve net olarak tanımlayan kişinin bunu düşünmesi yetmez. Eğer amacınız bilgisayar mühendisi olmaksa, çalışma masanızın karşısına bir kartona “ben bilgisayar mühendisi olacağım” diye yazarak asmak yararlıdır. Böyle bir tutum, insanın hayallere dalmasını önlemesi ve boş zaman etkinliklerini planlaması açısından çok yerinde olur. Böyle bir yaklaşımın dayandığı temeller “amaçların ve önceliklerin belirlenmesi” ve “zamanı düzenlemek ve program yapmak” bölümlerinde ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Unutmamak gerekir ki, başarılı bir insan, belirlediği amaçlarına belirli bir zaman dilimi içinde ulaşmış olan kişidir.

Kişi amacını belirlemeli, belirlediği amacına

Ulaşacağına inanarak çalışmalıdır.

Her insan inandığı amacına ulaşamayabilir,

Fakat amaçlarına ulaşanlar mutlaka inananlar

Arasından çıkar.

BAŞARI PROGRAMLA GERÇEKLEŞİR

 Başarı, birey için anlamlı olan amaçların yapılmış olan günlük programlarla adım adım gerçekleşmesidir. Belirlenmiş “kişisel amaçlar” olmadan başarılı olmak mümkün değildir. Herkes istiyor diye, herkesin amaçladığını istemek, gerçekten bir amaç sahibi olmak demek değildir. “Genel amaçlar” peşinde olmak, hem insanın enerji ve gayretini yoğunlaştırmasını engeller, hem de ulaşıldığında insanı mutlu etmez.

Amacını açık-seçik belirlememiş bir kişi dümeni olmayan bir gemiye benzer. Gemi sürekli yol alır, içindekiler çalıştıklarını zanneder ancak geminin akıbeti şansa ve kadere kalmıştır. Böyle bir gemi kayalara çarparak parçalanabileceği gibi, hiç ilgisiz bir limana da gidebilir.

Bütün başarılı işletme ve kurumlar amaçlarını belirlemek ve bu amaçların nasıl gerçekleşeceği konusunda plan yapmak için zaman ve enerji harcarlar. Ancak gözlemlerimiz çok az sayıda insanın bunu yaptığı yolundadır. Fakat hayatta başarıya ulaşmış bütün insanlar amaçlarını saptamış ve bu amaca yönelik bir plan yapmış olanlar arasından çıkar.

BAŞARIYA ULAŞMAK İÇİN

Başarı değişken bir kavram olduğu için genel-geçer bir tanımını yapmak mümkün değildir. Ancak başarı genel bir çerçeve içinde “uyumlu ve doyumlu” yaşamak olarak tanımlanabilir.

Başarılı olmak için çok çalışmak değil, etkili çalışmak gereklidir. Etkili çalışmak ise zamanı, belirlenmiş amaçlar ve saptanmış öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır. Başarılı olmak için amacın açık ve net bir tanımının yapılmış olması ve bu amaca yönelik yıllık, aylık ve haftalık programların yapılması temel şarttır. Çeşitli ölçüler kullanılarak başarılı oldukları belirlenmiş kişiler üzerinde yapılan araştırmalar başarılı kişilerin şu özelliklere sahip olduklarını ortaya koymuştur.

Kendini Tanıma Özelliği:

Başarılı olan insanlar, becerilerinin, ilgilerinin ve sınırlarının farkında olan insanlardır. Böylece ilgi duymadıkları bir alana yönelmedikleri gibi, kendilerini “yeterli” hissettikleri alanlardan da en “iyi” olduklarına yönelirler. Böyle bir tutum, herhangi bir işi, “başladık bir kere…” diye sürdürmenin : “ne yapalım, önümüze bu iş çıktı…” diye bağlanmanın tam tersi durumdur. Çağdaş başarı da, uygarlık gibi seçici olmakla ve nüansların hakkını vermekle mümkündür.

İlgi duyduğu alanda, becerebileceğine yönelen kişinin kendisine saygı duyar ve kendinden hoşnut olur. Kendilerinden memnun olan insanlar, iyi sonuçlar yaratırlar.

Durumunu Değerlendirme Özelliği:

Bu kimseler güçlerinin, niteliklerinin ve yeteneklerinin sınırlarını bilen ve sahip oldukları imkanlardan haberdar olan insanlardır.

Zamanı İyi Kullanma Özelliği:

Birçok kimsenin şikayet ettiği gibi, zaman “çok hızlı” değil, sabit bir hızla geçer. Başarılı ve başarısız insanlara eşit ve demokratik olarak verilmiş tek şey zamandır. Herkesin günü 24 saat, haftası 7, ayı 30 gündür.

Başarılı olanlar zamanlarını kendi seçtikleri amaçlar doğrultusunda planlı ve düzenli olarak kullananlardır. Başarılı insanlar, önemli olanla önemsiz olanı birbirinden ayırır, zamanlarını daha az önemli işler ve ayrıntılar ile değil, “olmazsa olmaz” niteliğindeki öncelikli işlerden başlayarak kullanırlar.

Amacı Belirleme Özelliği:

Amaç, belirli bir zaman dilimi içinde ulaşılması istenen noktadır. Bunun için daha önce de belirtildiği gibi- amacın açık ve kesin olarak tanımlanması ve bunun yazıya geçirilmesi gerekir. Ayrıca bu amaca giden yolun bölümlere ayrılması ve belirli zaman dilimleri içinde ne kadar mesafe geçildiğine bakılması yararlıdır. Bu değerlendirme sırasında sebepler ve mazeretler üzerinde değil, somut sonuçlar üzerinde durmak gerekir.

Dinleme ve gözleme özelliği:

Etkili konuşmak hiç şüphesiz çok önemli bir niteliktir. Ancak dinleyecek ve müdahale etmeden sükunetle gözleyecek sabra sahip olmak, kişiye birçok durumda etkili konuşmaktan daha önemli avantajlar sağlar. Dinlemek ve gözlemek, sorulacak birçok sorunun cevabının kendiliğinden ortaya çıkmasına yardımcı olduğu gibi, olayların doğal akışının bozulmamasına ve böylece edinilecek bilginin gerçeğe daha yakın olmasına imkan verir.

Susmasını bilme özelliği:

Bu özellik dinlemek ve gözlemekle birçok açıdan benzerlik gösterdiği halde bütünüyle aynı değildir. Susmak, insanı sonradan pişman olacağı ve telafi etmek için çaba harcayacağı durumlardan kurtarır. Özellikle problem sırasında ve gerginliğin yaşandığı durumlarda, kişinin ağzından kaçırdıkları sebebiyle sonradan güç durumda kaldığı bilinir. Bir düşünürün söyledikleri bu konuya ışık tutmaktadır. “Söylediğim birçok söz yüzünden başım çok derde girmiştir, ancak şimdiye kadar söylemediğim herhangi bir söz sebebiyle pişmanlık duyduğumu hatırlamıyorum.

Yardım isteme özelliği:

Başarılı insanların önemli özelliklerinden birisi de gerekli olan yerde ve zamanda yardım istemeyi bilmeleridir. Çok basit ve doğal görüldüğü halde, yardım istemeye cesaret etmek, bunun yerini ve zamanını doğru olarak seçmek ve uygun kişiden yardım istemek gerçekten önemli bir niteliktir.

Bazı kimseler “yardım istemeden başarıya ulaşmayı” önemli bir meziyet olarak görürler. Bu kimselerin unuttukları nokta, başarının tek bir sabit nokta olmadığıdır. Yardım isteyen kişi yolunu kısaltır ve var olan enerji ve becerisini daha ileriye gitmek için kullanır. Bu sebeple yardım istemek ve hiç şüphesiz karşılığında çıkacak faturayı beklemek ve kabullenmek başarıya ulaşmış insanların ortak özelliklerinden biridir.

SEBEPLERİ DIŞINDA DEĞİL İÇİNDE ARAMAK

Başarılı olanlar şartlardan şikayet etmek, pişmanlık duymak ve hayıflanmak yerine önlerinde problemi nasıl çözeceklerine bakarlar. Dünyayı ve şartları değiştirmek yerine kendilerini değiştirmeye gayret ederler. Çünkü dış dünyayı değiştirmek için imkanlarımızın ve gücümüzün sınırlı olmasına karşılık, değişikliği kendimizde yapmak konusunda çok daha büyük bir şansa sahibiz. Bir başka ifadeyle başarılı insanlar sebepleri kendi dışlarında değil, kendi içlerinde ararlar ve sonucunu değiştiremeyecekleri durumları kabul edip, problemi çözecek yeni alternatif yollara yönelirler.

Başarılı olan insanlar benzer şartların benzer sonuçlar doğurmayacağını bilirler. Ancak cansız maddeler, laboratuvarda benzer şartlarda benzer sonuçları doğurur. Bunun insanlar için geçerli olduğunu sanmak son derece yanıltıcıdır. Böyle bir yaklaşım insanın iradesini ve yaratıcılığını yok sayar. Eğer bu doğru olsaydı, aynı mahalleden yetişen herkesin aynı ölçüde eğitim görmesi, aynı parayı kazanması, mutluluk ölçeğinde aynı noktada bulunması gerekirdi.

Kişi hayatla ilgili ne kadar çok sorumluluk alırsa ve hayatın kontrolünü elinde tutmak için çaba harcarsa, kendi etkinliği de o ölçüde artar, dolayısıyla şansın rolü azdır. Daha önce de belirtildiği gibi cehalet ve güçsüzlük şans ve kadere olan inancı artırır.

Kişiyi başarılı kılan en önemli faktörlerden biri, sorumluluk almasıdır. Sorumluluk almak, tek başına hareket ederek problemi çözecek güce sahip olduğuna inanmak ve hata yapmayı göze almak demektir.

DÜZENLİ BİR AİLE HAYATI

Başarı konusunda önemli faktörlerden bir tanesi de düzenli bir aile hayatıdır. Stres ölçeğinde insan hayatına en büyük yükü getiren 14 olayın 12 tanesi aile hayatıyla ilgilidir. Kişi uzlaşma içinde olduğu bir aile hayatı sürdürmüyorsa, sağlığını koruması ve enerjisini işine yönelterek yaratıcı ve başarılı olması mümkün değildir. Bu sebeple başarının temel şartlarından birinin uyumlu bir aile hayatı olduğunu söylemek son derece yerindedir.

EVRENSEL BİR BOYUT OLARAK BAŞARI

Çağdaş başarı kavramı içinde tek bir alanda kalıcı ürünler vermenin ötesinde, hayatın her alanına yayılan bir incelme vardır. Böyle bir incelmeye sanata ve edebiyata ilgi duymakla ulaşılır. Eğitimde bu etkinliklerde yer almayan kişi, belirli bir alanda nereye varırsa varsın, yüzeysellikten ve tekdüzelikten kurtulamaz. Bu sebeple çağdaş başarı iyi yemek, iyi müzik dinlemek, zamana ve edebiyata zaman ayırabilmekle gerçekleşir. Bu sayılanların maddi imkanlarla mümkün olabileceğini düşünmek doğru değildir. Örneğin, iyi yemekle kastedilen pahalı lokantadaki bir yemek olmayıp, öğle yemeğinde beyaz peynirin, temiz bir tabakta, ütülü ve kolalı örtülü bir masada, bir dal maydanozla süslenerek yenmesidir.

Yaşadığının anlamına varan ve yaşadığından zevk alan insan, çevresindekilere  karşı da hoşgörülüdür. Hoşgörü karşımızdaki kişiyi istediği gibi mutlu edebilmektir. Böyle bir yaklaşım, çevredeki insanları bizim istediğimiz gibi davranmaya isteklendirir. Çevreyle bu yönde ilişki kuran kişinin verimliliği artar, aldığı doyum yükselir.

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA PROGRAMI

Çalışmaya Başlamak: Çalışmak için oturan bir insanın dikkatini dağıtan faktörler ya çevreden gelir veya kişinin kendi zihninden kaynaklanır. Bu sebeple çalışma ortamının belirli özelliklere sahip olması öğrenmeyi kolaylaştırır ve çalışmak için ayrılan zamandan en üst düzeyde yarar sağlanmasına imkan verir.

Her ne kadar herkese tam anlamıyla uyan bir çalışma ortamı modeli ortaya konmasa da, çalışma odasının döşenme biçiminin ve içindeki eşyaların ilgi ve dikkati etkilediği bilinir. Aynı şekilde ses, başka insanların varlığı, radyo, televizyon ve el altında gazetelerin bulunmasının çalışmayı engellediği araştırmalarla ortaya konmuştur.

Çalışma Odası ve Masası:

  • Eğer mümkünse çalışma odası özel olarak döşenmelidir. Çalışma masası pencerenin hemen yanında olmamalı, böylece çalışan kişinin yazın sıcaktan, kışın soğuktan etkilenmesi önlenmelidir.
  • Gün ışığı tercihen karşıdan gelmeli, böylece çalışan kişinin gölgesi çalışma malzemesinin üstüne düşmemelidir.
  • Çalışma odası iyi havalanmalıdır. Çünkü havadaki oksijenin azalması, gerginliğe yol açar ve bu durum da baş ağrısı gibi öğrenmeyi güçleştiren birçok etkinin doğmasına sebep olur.

Sandalye

  • Bazı insanların çalışmaktan özellikle hoşlandıkları bir masaları ve sandalyeleri veya koltukları vardır. Sandalye veya koltuğun çok rahat olmaması daha yerindedir. Sandalye, çalışma odası için koltuktan daha uygun bir eşyadır. Çünkü koltuk fazla gevşemeye yol açarak öğrenmeyi güçleştirebilir. Sandalye seçiminde standart ölçülerin dışına çıkılabilir ve uygun yükseklik öğrencinin boyuna göre ayarlanabilir. Bu özellikle ilkokul çocukları için önem taşır.

Sessizlik

  • Çalışma odası sessiz olmalıdır. Gençler arasında yaygın tutum, “ders çalışırken müzik dinlemek”tir. Kendilerine sorulduğunda müzik dinlemelerinin çalışmalarına engel olmadığını, tam tersine daha kolay öğrendiklerini söylemektedirler.

Ancak yapılan araştırmalar göstermektedir ki, insan beyni aynı anda birçok uyaranı alabilir ancak dikkatini bir tek noktaya odaklayabilir. Bir başka ifadeyle, öğrenmek için gerekli olan düzeyde dikkat ancak bir tek noktada toplanabilir. Bu sebeple insanın hem müzik dinleyip hem de ders çalışması mümkün değildir. İnsan ya müzik dinler ya ders çalışır.

Posterler

  • Öğrenciye ait oda, onun egemenlik alanıdır. Oraya kimsenin karışmaması, çocuğun veya gencin bu odada bağımsızlığını rahat rahat yaşaması yerindedir. Bunun için de genç odasını istediği gibi düzenler, duvarlara istediği resim, afiş ve posterleri yapıştırır. Bu onun en doğal hakkıdır. Ancak bu durumun doğurduğu en önemli sakınca aynı ortamda ders çalışırken ortaya çıkmaktadır. Çünkü özellikle duvarlara asılı poster, afiş, resim gibi gencin zevkini, özlemlerini ve iç dünyasını yansıtan öğeler öğrenci kafasını kaldırdığı anda onu alıp hayal dünyasına götürür, dersten kopmasına sebep olur ve değerli zamanının ziyan olmasına yol açar.

Bu sebeple ders çalışılan ortamın, insana mümkün olduğu kadar az çağrışım yaptıracak şekilde düzenlenmesinde yarar vardır. Bunun için de, gencin egemenlik alanı içindeki düzenlemeyi kendisinin gönüllü olarak yapması, yoğun çalışma dönemi geride kaldıktan sonra poster ve afişlerini dilediği gibi sergilemesi yararlıdır.

Çalışma Köşesi

  • Herkes bağımsız bir çalışma odasına sahip olacak kadar şanslı olmayabilir. O zaman da bir çalışma köşesi düzenlemek çok yerindedir. Çalışma köşesinin sahip olması gereken sıcaklık, ses, ışık gibi özellikler daha önce belirtilmişti. Burada üzerinde durulacak olan bir çalışma köşesinin sahip olması gereken asgari niteliklerdir.
  • Bir çalışma köşesi üzerinde yazı yazılabilecek bir masa ve yanında çalışma sırasında el altında bulunması gerekli olan kitapların, notların, kağıtların, kalemlerin vb. malzemenin konabileceği bir ilave alandan oluşur.
  • Bu konuda en önemli nokta çalışma köşesinde –daha farklı işlerde de kullanılıyorsa- çalışmaya başlarken mutlaka temel bir değişiklik yapılması gereğidir. Örneğin yemek masası çalışma masası olarak kullanılıyorsa, mutlaka örtüsü değiştirilmelidir. Mümkünse masanın yeri de değiştirilebilir ve üzerine bir çiçek koyulabilir; masanın örtüsünün değişmesiyle beraber bir de lamba eklenmesi de masanın artık farklı bir amaçla kullanılacağı konusunda “uyarıcı” rolü oynar.

Çalışma Masası Sadece Çalışmak İçindir

  • Çalışmayı, çalışma için ayrılmış alanın dışına kaydırmamak yararlıdır. Bir başka odada çalışmak, koltuğa geçerek “tekrar yapmak” yerine, bütün bu faaliyetleri çalışma masasında ve sandalye üzerinde yapmakta yarar vardır.
  • Eğer çalışma sırasında dikkatiniz dağılır, hayale dalarsanız yapılacak şey derhal çalışma masasını terk etmektir.
  • Çalışma ortamına ait düzenlemelerin can alıcı noktası, belirli bir çalışma alanı ile çalışma davranışı arasında şartlı refleks türünden bir ilişki kurmaktır.
  • Genç bir insan hayal de kurar, çalışırken yorulur ve uykuya da dalar. Ancak bunları yatak, koltuk gibi ait oldukları yerlerde yapmak, sonra da tekrar çalışma ortamına dönmek, daha sonraki uygulamalarda çalışmak için ayrılan zamandan en iyi biçimde yararlanmayı mümkün kılar. Çünkü böyle bir alışkanlık kazanıldığı takdirde çalışma ortamına dönmek kendiliğinden çalışma davranışını başlatır. Bu durumda çalışma masasına oturmak, çalışmaya başlamak için “uyarıcı” görevi görür ve çalışmayı başlatır.
  • Çalışma masasının her çalışmadan sonra düzenlenmesi, bir sonraki çalışmaya başlamayı kolaylaştırır. Dağınık bir masada çalışmaya başlamak zordur ve çalışma için ayrılmış değerli zamanın bir önceki çalışmadan kalan malzemeyle ilgili gereksiz ayrıntılara harcanmasına yol açar.

Çalışmaya başlamadan önce, çalışma sırasında gerekecek her türlü malzemenin en altında bulundurulması son derece yararlıdır. Böylece çalışma başladıktan sonra ders başından kalkmayı gerektirecek kopmalar önlenmiş olur. Çalışmayı bıraktıktan sonra aynı noktadan çalışmaya başlamak mümkün değildir. Mutlaka zihnin uyumu için bir süreye ihtiyaç vardır. Bu sebeple kopmaları önleyecek tedbirleri önceden almak verimi yükseltir.

Alıntı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.


9 − 7 =


*