Başarılı Olmada Dikkatin Rolü

Hayatın her alanında dikkatli olmak gerekir. Ancak dikkatimizi nerede ve ne zaman toplayacağımızı bilmek zorundayız. Uzmanlar sadece akademik anlamda değil, yaşamsal anlamda da dikkatin önemini vurguluyor.

Gündelik yaşamda, kendimize olduğu kadar çevremizdekilere en sık tekrarladığımız uyarılardan biri ”dikkatli olmak”tır. Yeni girdiğimiz bir ortamda ilk nereye yöneleceğimize, nerede durup, nerede hareket edeceğimize kısa bir ”seçici dikkat” evresinden sonra hemen karar veririz. Karanlık bir ortamda ”pür dikkat” kesiliriz. Yarış öncesi sporcuların start alışlarındaki ”olağanüstü dikkati” heyecan içinde izleriz.

Biliriz ki; yarışçı startı önce de alsa, geç de kalsa yarışı kaybeder. Heyecanlanınca söyleyeceklerimizi unutur, bu yüzden ”dikkatimizden kaçırdığımız” fırsatlar adına yaşam boyu hayıflanırız. Ancak, çocuklarımızın ”dikkatsizlik hataları” ile kaybettikleri sınavlarda, ”heyecandan bildiklerini unutmalarını” bir türlü affetmeyiz. Bir korna sesinin sağdan mı soldan mı geldiğine anında karar verir, canımızı kurtaracak biçimde sağa sola yönelerek kaçarız. En affedilmezi ise; ”dikkatsizliklerimiz” yüzünden kaybettiğimiz canlara rağmen, dikkatli olmayı ne kadar istesek de, yine de tam olarak başarılı olamamamızdır.

Ne olduğunu bilmiyoruz

Başaramayız. Çünkü dikkat nedir? Nasıl olur? Nasıl kaybedilir? Kaybedildiğinde neler olur? Kaybetmemek için ne yapılır? Bunları araştırmaz, sormayız. Hem sormaz, öğrenmez; hem de olur olmaz, bilir bilmez ahkam keseriz. Öğretmen çocuğumuzun dikkatsiz ve hiperaktif olduğunu ve bu nedenle sınıfın düzenini bozduğunu söylediğinde; bunun ne demek olduğuna kafa yormadan, üstelik sonunun nereye varacağını hiç düşünmeden çocuğumuzun yanında öğretmeni aşağılarız.

Çocuğa daha yakın olan anne onun sıkıntılarının farkına varsa olayı abarttığını düşünür, ailede benzer örnekleri sayar döker kendisinin bu konuda almak istediği tedbirlere karşı çıkarız. Bu da yetmez, anneyi çocuğun her istediğini yapmakla suçlar, annenin ruhsal dengesini bozarız. Çocuğa döner, her istediğinin olduğunu, oysa bizlerin ne zorluklarla bugünlere geldiğimizi, kendisinin de şımarıklığı bırakıp oturup çalışmasını, yoksa sonunun kötü olacağını söyleriz. Biz bu çözümden çok kaos yaratan tutumumuzla tatlı soğanımızı acı ettiğimizin farkına varmadan zaman, çözümlerin mümkün olamayacağı pişmanlıklara doğru akar durur.

Ateş fark edilir, öksürük fark edilir ancak beynin yapabildikleri detaylar gözden kaçar. Bir bilsek her duygu ve davranışımızın mimarı olan beynimiz tüm yetenekleri ince detaylarda gerçekleştirir ve biz sadece sonucun farkına varırız. Basitçe, ”dikkat” olarak nitelediğimiz yeteneğimizin sayısız mekanizma ile ortaya çıktığını bir bilsek, bir öğrensek; ”dikkatsiz” diye nitelediğimiz kimselere ”dikkatli olsana” diye aşağılayarak azarlayacağımıza, onun dikkatinin iyileşmesi için çaba harcarız.

Farkında olma hali olan dikkat, çevreye uyumu sağlayan en önemli beyin işlevlerinden biridir. Dikkat sayesinde olup bitenin, tehlikeli ve faydalının farkına varılır ve yararlıya yaklaşma, zararlıdan uzaklaşma davranışlarının ortaya çıkması mümkün olur. Bu şekilde yaşam devam edebilir. Ayrıca, fırsatlar yakalanır ve en üst seviyede çevreye uyabilme şansı elde edilir.

Önemli olanı ayırt etmek

Basitçe dikkat kelimesi ile özetlediğimiz bu yaşamsal yeteneğimizin beynin çeşitli mekanizmalarının ortaklaşa çalışması sayesinde ortaya çıkan muhteşem bir işlev olduğunu anlamak; bu yeteneğin yokluğunda ortaya çıkacak sorun ve çözümleri kavrayabilmemizi kolaylaştırır. Dikkat çevredeki her şeye değil, gerekli olana dikkati yöneltebilmektir! Yaşamak için çevresel uyaranları fark etmek şarttır. Ancak, önemli olan çevredeki tüm uyaranları fark etmek değil, bireyin kendisi için önemli olanları ayırt edebiliyor olmasıdır.

Aksi halde, kişi tam bir enerji kaosu içinde kalır, ambale olur ve yaşam çekilmez hal alır. Bu bireyler gürültülü ortamlarda kulaklarını, dağınık ortamlarda ise gözlerini kapatırlar. Nitekim dikkat yetersizliği, hiperaktivite ve dürtüsellik sorunu olanlar, yapacaklarını planlayamadıklarından dağınık olur, başladıkları hiç bir işi tamamlayamazlar. Bu, onları hırçın, inatçı, saldırgan ve mutsuz kılar.

Dikkat; farkındalık, uyanıklık, tetikte olma halidir. Beynin, çevredeki benzerlikleri olduğu kadar, farklılıkları da ayırt edebilme işlevidir. Dikkat, zekanın ortaya çıkmasında önemli rol oynar. Ancak, dikkat sadece akademik anlamda değil; ”av ve avcıyı fark edebilmek” gibi yaşamsal anlamda da önemlidir.

Alıntı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.


− 4 = 1


*