Çocuklarla İletişimin Sırları

Çocuklar -ile- konuşmalısınız!

Çocuklar ile konuşmak, karşılıklı bir eylemdir. Çocuğa bir şey söylemek ise tek taraflı bir eylemdir. Birisine bir şey söylemek, “Yağmurluğunu giy,” “Onu dökeceksin,” ve “Saçının kesilmesi lazım,” gibi örnekler tek taraflı bir eylemdir.

Hiçkimse -çocuklar da dahil- kendisine sürekli bir şey söylenilmesinden hoşlanmaz. Çocuklar ile konuşmayı denemelisiniz, böylelikle sonuçlarını sizler de fark edeceksiniz. Çocuğunuz ile konuşmak ve onların ne yapmak istedikleri konusunda onları dinlemek, gelişim süreçleri için çok önemlidir.

Kendi duygularınız ve düşünceleriniz hakkında konuşmak için “Ben-Mesajları”nı kullanmalısınız.

“Ben-Mesajları” konuşmacının kendisi hakkındaki ifadeleri içerir. Çocuklara, konuşmacının onların davranışlarının nasıl hissettirdiğini anlatır. Küçük çocuklar davranışlarının diğer bireyleri nasıl etkilediğini bilmediklerinden dolayı, “Ben-Mesajları” çocuklar yanlış bir davranış sergiledikleri zaman, “Sen-Mesajları”na oranla çok daha iyi bir iletişim aracıdır.

Ben – Mesajları Sen – Mesajları
Toplarken yardıma ihtiyacım var. Ortalığı darmadağın ettin.
Yorgun olduğumda hikaye okumak istemiyorum. Kendinden utanmalısın.
Yerde çamur gördüğümde üzülüyorum. Tam bir zararsın
Böyle çığlık attığın zaman seni duyamıyorum. Kes sesini.

“Ben-Mesajları” çocuğun kendi davranışlarını değiştirmesi için bir sorumluluk vermektedir. Örneğin, yetişkin bir birey, “ Yüzünün biraz kirlendiğini görüyorum.” dediğinde, çocuk yüzündeki kir hakkında ne yapabileceği sorumluluğunu üstlenir. Çocuğa olan öfkenizi göstermek için “Ben-Mesajları”nı kullanmamalısınız. Çocuklar, yetişkin bir bireyin öfkesine maruz kaldığı zamanlar-da kendilerini çok üzgün ve çaresiz hissederler. Öfkenizi yansıtmak yerine, “Ben-Mesajları”nı kullanarak, öfkelenmeden önceki duygularınızı çocuğunuz ile paylaşmalısınız. Örneğin; eğer çocuğunuz bir şirket yemeğinde bir bardak meyve suyunu döktüğü zaman, öfkeye kapılmadan önce bu durumdan dolayı utanabilirsiniz. “Sana gerçekten çok sinirlendim.” yerine “Gerçekten utandım.” diyerek duygularınızı ifade edebilirsiniz.

Sizi dinlediğinden emin olmalısınız!

Konuşmaya başlamadan önce, çocuklarınızın sizi dinlediğinden emin olmalısınız. Çocuklar – ve pek çok yetişkin – bir seferde tek bir yönergeye konsantre olabildiklerinden dolayı, çocuğunuzun adını söylemeli, daha sonra size odaklandığından emin olduktan sonra konuşmaya başlamalısınız. Böylelikle hayal kırıklığı yaşamadan veya tekrara başvurmadan, zaman kazanabilirsiniz.

Örnek: 

“Tuna.” (Oynadığı oyunu bırakıp, size bakana kadar beklemelisiniz.) “Oynamak için 10 dakikan daha var.”
“Can.” (Topları atmayı bırakıp, size bakana kadar beklemelisiniz.) “Akşam yemeği 15 dakika içinde hazır olacak.”

Yönergelerinizi basit tutmalısınız!

Çocuklar tek bir komutu yerine getirirken, çok başarılı olabiliyorlar. Birden fazla komut verildiği zaman, bununla başa çıkmakta zorlanmaktadırlar, bu nedenle çocuklar ile iyi bir iletişim kuran yetişkinler, bunu basit yönergeler ile sağlamaktadır.
3 yaşındaki İlayda’ya, “Odana gidip, kıyafetlerini topla, ama önce oyuncaklarını topla ve köpeğini dışarı çıkar.” şeklinde bir yönerge verdiğinizde, kafası karışacaktır. Aklında kalan tek şey, köpeği dışarı çıkarmaktır.
Bunun yerine, isteklerinizi tek tek söylemeye çalışmalısınız. Önce, oyuncaklarını toplamasını isteyin. Bu görevini tamamladığında, köpeği dışarı çıkarmasını isteyin. Köpeği dışarı çıkardıktan sonra, ondan odasındaki kıyafetlerini toplamasını isteyebilirsiniz.

Önemli isteklerinizi sıkıca tembih etmelisiniz!

Çocuklara önemli isteklerinizi dile getirirken ses tonunuzun verdiğiniz mesajla tutarlı olmasına dikkat etmelisiniz. Sağlam bir iletişim kurmalı ve isteklerinizin nedenini çocuğa söylemelisiniz.
Unutmayın ki; çocuklar aynı anda sadece tek bir şey hakkında düşünürler. Oyun oynarken dikkatlerini size vermeleri onlar için oldukça zordur. Çocuklara, zayıf bir ses tonuyla isteklerinizi söylediğinizde, sizin ondan yapmasını istediğiniz şeyi gerçekten umursamadığınızı düşünecektir.

Örnek:

“Lütfen montunu giyin, sonrasında otobüse binmek için hazır olacağız.” Böyle bir ifade çocuğa sizin neyi, neden istediğinizi anlatır.

“Şimdi montunu giymek ister misin? Bu ifade şekli ise çocuğu bir seçim yapmaya zorlar ve bu durumda çocuk yapacağı şeyin nedenini bilemez.

Karşılıklı iletişim için başlangıç cümlelerini kullanmalısınız!

Davet cümleleri, duyguları, düşünceleri paylaşmak ve çocuğunuzu konuşmaya teşvik etmek adına atılan adımlardır. Bu cümleler, sizin çocuğunuz ile ilgilendiğinizi ve onu gerçekten dinlediğinizi gösterir. Teşvik cümleleri ayrıca, çocukların düşüncelerinin önemli olduğunu ve söylediklerine saygı duyulduğunu anlamalarını sağlar.

Örnek:
Anlıyorum. … Ohh. … Hımmm. … Peki ya o. … Gerçekten mi? … Peki ya başka. … Tekrar eder misin? … Seni anladığımdan emin olmak istiyorum. … Şaka yapıyorsun. … Bu oldukça ilginç. …

Dikkatli bir şekilde dinlemelisiniz!

Çocuğunuzun söylediklerine dikkat etmelisiniz. Zaman zaman onları dinlemek için yaptığımız işi –çamaşır katlamak gibi- bırakamıyoruz. Küçük çocuklar; genellikle düşüncelerini, keşiflerini veya heyecanlarını paylaşmak için 30 saniye veya biraz daha fazlasını isterler. Eğer gerçekten meşgulseniz – ki bütün yetişkinlerin yoğun zaman dilimleri vardır- “Şu an çok meşgulüm, fakat bu konu hakkında daha sonra konuşalım.” demelisiniz. Meşgulken, dinliyormuş gibi yapmamalısınız. Daha sonra verdiğiniz sözü tutmalı ve onunla konuşmayı unutmamalısınız.

Çocuklarınızın düşünce ve duygularını yansıtmak için “Sen Mesajları”nı kullanmalısınız!

“Sen-Mesajları” çocuğunuzun duygularını tanımlar ve kendi problemlerini ifade etmeleri için onları cesaretlendirir.

Örnek:
Köpeğin öldüğü için üzgünsün.
Oyunu kazanamadığın için hayal kırıklığına uğradın.
Melisa onun yeni oyuncağıyla oynamana izin vermediği için kızgınsın.
Çocuklarınıza özgür bir şekilde kötü olan düşüncelerini de ifade etmelerine izin verdiğinizde, sihirli bi değnek gibi bu duygular ortadan kaybolacaktır. Diğer bir yandan, kötü duyguları saklamak, çocuğunuza zarar verebilir ve bu negatif duygular hiçbir yere gitmez. Onun yerine, bu duygular baş ağrısına, ülsere, özgüven eksikliğine ve şiddet eğilimine neden olabilir.

“Yapma” demek yerine “Yap” demelisiniz!

Çocuklarınıza, yapmaması gerekenlerden daha çok neyi yapması gerektiğini söylemelisiniz. “Yapma!” demek yerine “Yap” kelimesini kullanmak ilk zamanlarda biraz zor olabilir, fakat ortaya çıkan iyi ilişkiler, pratik yapmanıza ve düşündüklerinize değecektir.

Örnek: 

Yap

Yapma

Montunu biraz kaldırırsan, yere değmez.

Montunu yere değdirme!

Yavru kedini kibar bir şekilde taşıyabilirsin.

Kediyi sıkma!

Lütfen, kapıyı yavaşça kapat.

Kapıyı çarparak kapatma!

Bu sayfayı boyamalısın.

Masayı sakın boyama!

Unutmayın ki:

Hayatınızdaki en önemli insan ile konuştuğunuz zamandaki gibi, çocuklar ile konuşurken de aynı kuralları kullanmalısınız.

Alıntı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.


+ 1 = 6


*