Empati: Birbirimizi Anlama Becerisi

Bir insanla empati kurmak, onu anlamak ve ona sevgi duymak demektir. Doğayı anlamaya çalıştığımız gibi birbirlerimizi de anlamak zorundayız. Bir kişinin kendisini, karşısındaki kişinin yerine koyup, onun duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine empati adı verilir. Karşısındaki kişiyle empati kurmak isteyen kişinin, onun rolüne girmesi, olaylara onun bakış açısıyla bakması gereklidir. Empatik iletişim, kişilerin kendilerini daha iyi tanımalarına katkıda bulunur ve kişiler arasındaki yakınlığı arttırır.

Bu noktada sempati ile empati arasındaki farklılığa değinmek gerekir. Sempatide, kişileri yargılama ve olumlu değerlendirme söz konusudur. Kendimizi sempati duyduğumuz kişinin yerine koymayız, onu anlamamız şart değildir; sempatide “hemfikir olmak”, “yandaş olmak” esastır. Empati ise, yargılamaksızın karşısındaki kişiyi “anlamak” demektir. Örneğin, taraftarı olduğunuz takımın kalecisi bir penaltıyı kurtarırsa sevinirsiniz; bu bir sempatidir. Fakat eğer, penaltı atılmadan önceki saniyelerde kalecinin neler hissettiğini anlayabilirseniz, bu durumda kaleciyle empati kurmuş olursunuz.

Günümüzde psikoterapi alanında, empatinin vazgeçilmez bir yeri vardır. Ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlar, kendilerine başvuran kişilerle empati kurarak, onların iyileşmelerine ve ruhsal gelişmelerine katkıda bulunurlar. Ancak empati, yalnızca tedavi ortamlarına özgü bir araç değildir. İnsanlar günlük yaşamda da birbirleriyle empati kurabilirler.

Empati Eğitimi

Empati ölçülebilen ve eğitimle geliştirilebilen bir beceridir. Örneğin, öğretmenlerden, polislerden, satış elemanlarından ya da evli çiftlerden oluşan gruplara, genel iletişim becerisinin bir parçası olarak empati eğitimi verilebilir.

Empatinin ne olduğunu şu örnekle anlamaya çalışalım: Tanıdığımız bir ev hanımının bize şunları söylediğini varsayalım: “Yemek, çamaşır, temizlik, çocuklar… Bütün gün tek başıma koşturuyorum yine de yetişemiyorum. Kendime ayıracak beş dakikam yok. Kendimi mutfakla banyo arasında hapsolmuş hissediyorum.”

Şimdi bu ev hanımına verebileceğimiz sözel tepkileri maddeler halinde yazalım. Tepkiler şunlar olsun:

- Bir yardımcı tut,

- Eşin yardım etmiyor mu?

- Bir günlük plan yap.

- Bulaşık makinesi al.

- Ev işleri kadının görevidir; çocuklardan da sıkılmamak gerekir.

Şimdi de kendimizi ev hanımının yerine koyalım, onun rolüne girmeye çalışalım. Eğer yukarıdaki yakınmayı dile getiren ev hanımının rolüne girebilirsek, bize “Bir yardımcı tut” diye başlayan önerilerin sıralandığını hayal edelim. Önerileri işittiğimizde kendimizi nasıl hissederdik? Rahatlar mıydık? Elbette ki rahatlayamazdık. Hatta belki de öfkelenirdik. Çünkü zaten kendi başımıza akıl edebileceğimiz birtakım şeylerin, bize bilgiç bir tavırla söylenmesinden rahatsız olurduk. Sonuç olarak yukarıdaki beş öneri de işe yaramazdı.

Bu noktada şunu söyleyebiliriz: Bizimle sorunlarını paylaşan kişilere hemen akıl vermeye başlamamız doğru olmaz. Önce onları dinlemeli, kendimizi onların yerine koymalıyız. Sözgelimi, ev hanımına “Ev işlerinden iyice bunalmışsın” ya da “Kendine zaman ayırmamak seni sıkıyor” diyebiliriz.

Bu tür tepkilerde, aslında sıkıntıyı dile getirene yeni bir şey söylemiş olmuyoruz. “Ev işlerinden bunalmışsın” türünden bir mesaj verdiğimizde, karşımızdakinin sözlerini özetleyerek ona yansıtmış oluyoruz. Eğer bu özetleme, kişinin iç dünyasına uygunsa, onun kendisini anlaşılmış hissetmesine yol açar. Başkaları tarafından anlaşılmak ise, kişileri rahatlatır ve birbirlerine güvenmelerine yol açar.

Bir insanla empati kurmak demek, onun görüşlerini kabullenmek demek değildir. Bir insanla empati kurduğumuzda, o insanın neye önem verdiğini fark ettiğimizde aslında o insana önem vermiş ve onu bir “insan olarak” algılamış oluruz.

Bir insanla empati kurmak, aynı zamanda ona saygı duymak demektir. Karşımızdaki kişi, bizi dikkatle dinler ve anlamaya çalışırsa, kendimizi ciddiye alınmış hissederiz. Ciddiye alınmak, önem verilmek bize var olduğumuzu, değerli olduğumuzu hatırlatır. Eğer kişi bizimle empati kurar, önem verdiğimiz şeyleri dikkate alırsa o kişi görüşlerimize katılmasa bile, kendimizi rahatlamış hissedebiliriz.

Empati kurmak, anlamak demektir. İnsanların, yüzlerinin ve gözlerinin rengi başka başka da olsa gözyaşlarının rengi hep aynıdır. Doğayı ve evreni anlamaya çalışan biz insanlar, birbirimizi de anlamak zorundayız.

Alıntı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.


− 7 = 1


*