| Hikayemiz Anadolu'nun tenha bir kasabasında başlıyor. Ömer, 12 yaşında gözü pek bir delikanlı. Çalışmayı seven ve ailesine katkıda bulunmak için okumayı feda etmiş birisi. Her gece yatmadan önce okula gideceği günü iple çekiyor bunun için dualar ediyordu. |
|

|
Hikayemiz Anadolu'nun tenha bir kasabasında başlıyor. Ömer, 12 yaşında gözü pek bir delikanlı. Çalışmayı seven ve ailesine katkıda bulunmak için okumayı feda etmiş birisi. Her gece yatmadan önce okula gideceği günü iple çekiyor bunun için dualar ediyordu.
Çalıştığı yer küçük bir imalathaneydi. Burada getir- götür işlerine bakıyor gününün çoğu zamanını boş geçiriyordu. İş yerine bir kaç kez kitap götürmüş ama patronu tarafından azarlandığı için bundan da vazgeçmek zorunda kalmıştı. Yine de gizli gizli okuma merakını gidermek için bulduğu gazeteleri ya da dergilere göz atıyordu. Çalıştığı iş yerindeki yaşça büyük abilerinin muhabbeti ona faydasız ve laf kalabalığı gibi geldiğinden genellikle karşı dükkandaki yaşıtının yanına gidiyor onunla gelecekteki hayalleri üzerine konuşuyordu.
Kendisinin gelecekte büyük bir adam olacağını ve herkese parmak ısırtacağından bahsediyordu. Arkadaşı da onu can kulağı ile dinliyor fakat pek ihtimal vermiyordu. Çünkü bir Ömer'e bakıyor bir de çalıştığı işe bakıyor bu ikisinden nasıl büyük bir adam çıkacağına akıl erdiremiyordu.
Günlerden bir gün Ömer iş yerine dönerken gözüne parlak bir cisim ilişti. Yaklaştıkça kıymetli bir şeye benzediğini düşündü ve eğilip onu aldı. Cisme dokunmasıyla beraber neye uğradığını şaşırdı çünkü hissettikleri kendi geleceğine dair görüntülerdi. Ve hiç de tahmin ettiği gibi bir gelecek beklemiyordu kendisini. Olanlara inanamamıştı. Nasıl oluyor da alalade bir taş parçası ona geleceği gösterebiliyordu.
Fakat buna rağmen merakını yenemedi ve taşa sımsıkı sarılarak geleceğini seyretmeye başladı. Çalıştığı iş yerinde ömrünü çürüttüğünü, neler yapabileceğini sağa sola ballandıra ballandıra anlattığı halde bunun için hiç bir şey yapmadan dik başlılıkla en güzel gençlik yıllarını tükettiğini gördü ve buna çok üzüldü. Nasıl olur da ben bu kadar dikkatsiz ve hoyrat yaşarım diye kendine kızdı.
Bir yandan gördüklerine inanmak istemiyor bir yandan da hayatında bu denli kıymetli bir taşı kaybetmek istemiyordu. Peki o halde ne yapacaktı? Taş'ın gösterdikleri doğru ise bir an evvel kendisine bir yol çizerek geleceğini değiştirmesi gerekiyordu. Ya da bu taş onu kandırıyorsa yok yere üzülmesine neden olacaktı. Kendisi için en doğru olanı yapması gerektiğine karar verdi ve ....
Yazan : Turgay GEZİCİ
|
Çalıştığı yer küçük bir imalathaneydi. Burada getir- götür işlerine bakıyor gününün çoğu zamanını boş geçiriyordu. İş yerine bir kaç kez kitap götürmüş ama patronu tarafından azarlandığı için bundan da vazgeçmek zorunda kalmıştı. Yine de gizli gizli okuma merakını gidermek için bulduğu gazeteleri ya da dergilere göz atıyordu. Çalıştığı iş yerindeki yaşça büyük abilerinin muhabbeti ona faydasız ve laf kalabalığı gibi geldiğinden genellikle karşı dükkandaki yaşıtının yanına gidiyor onunla gelecekteki hayalleri üzerine konuşuyordu.
Kendisinin gelecekte büyük bir adam olacağını ve herkese parmak ısırtacağından bahsediyordu. Arkadaşı da onu can kulağı ile dinliyor fakat pek ihtimal vermiyordu. Çünkü bir Ömer'e bakıyor bir de çalıştığı işe bakıyor bu ikisinden nasıl büyük bir adam çıkacağına akıl erdiremiyordu.
Günlerden bir gün Ömer iş yerine dönerken gözüne parlak bir cisim ilişti. Yaklaştıkça kıymetli bir şeye benzediğini düşündü ve eğilip onu aldı. Cisme dokunmasıyla beraber neye uğradığını şaşırdı çünkü hissettikleri kendi geleceğine dair görüntülerdi. Ve hiç de tahmin ettiği gibi bir gelecek beklemiyordu kendisini. Olanlara inanamamıştı. Nasıl oluyor da alalade bir taş parçası ona geleceği gösterebiliyordu.
Fakat buna rağmen merakını yenemedi ve taşa sımsıkı sarılarak geleceğini seyretmeye başladı. Çalıştığı iş yerinde ömrünü çürüttüğünü, neler yapabileceğini sağa sola ballandıra ballandıra anlattığı halde bunun için hiç bir şey yapmadan dik başlılıkla en güzel gençlik yıllarını tükettiğini gördü ve buna çok üzüldü. Nasıl olur da ben bu kadar dikkatsiz ve hoyrat yaşarım diye kendine kızdı.
Bir yandan gördüklerine inanmak istemiyor bir yandan da hayatında bu denli kıymetli bir taşı kaybetmek istemiyordu. Peki o halde ne yapacaktı? Taş'ın gösterdikleri doğru ise bir an evvel kendisine bir yol çizerek geleceğini değiştirmesi gerekiyordu. Ya da bu taş onu kandırıyorsa yok yere üzülmesine neden olacaktı. Kendisi için en doğru olanı yapması gerektiğine karar verdi ve ....
Yazan : Turgay GEZİCİ
|
Not : Bu hikayenin devamını yazması için Facebook Sayfamızda bir yarışma oluşturduk. Aşağıdaki hikaye sonları kazanan yarışmacılarımıza aittir. Yorumlarınızı isimlerine tıklayark kendilerine ulaştırabilirsiniz.
|
|
|
YARIŞMAMIZ SONUCUNDA KAZANAN HİKAYE SONLARI :
|
|
| Sevgi TAŞTAN AVCI : |
|
|
Yaşadığı evi, ailesini ve işini gözden geçirdi. Ona göre taş doğruları gösteriyordu. Okulunu bırakmıştı. İşyerinde, boş zamanlarında kendini geliştirebilmesi için bir kitap bile okumasına izin vermiyorlardı. Üstelik yaptığı iş de getir-götür işi idi. En azından bir sanat öğretselerdi!..
Orada sadece para kazanıyordu. Bu durumda hayallerimdeki insana nasıl ulaşacağım diye düşündü. Okuluma devam etmeliyim. Okulda bana yol gösterecek bilgili tecrübeli öğretmenlerim var. En azından; ‘boş zamanlarınızda kitap okumalısınız!..’ diyecek birileri vardı.
Onun kazandığı para, aile ekonomisine ufacık bir katkı idi. Hayallerini gerçekleştirdiğinde onlara çok daha faydalı olabilirdi. Kazandığı para olmadan da geçimlerini sağlayabilirlerdi. Evde annesinin işlerine, dışarıda da babasının işlerine yardım ederek de katkı sağlayabileceğini düşündü. ‘O halde; ileride hayallerimdeki insan olabilmem için derhal okula başlamalıyım’ diye kararını verdi. Kararını ailesine anlattığında çok sevindiler. Onlar da çocuklarının yaşıtları gibi okula gitmesini, bilgili ve eğitimli bir insan olmasını istiyorlardı.
Ömer okula geri döndüğünde arkadaşları gibi öğretmenleri de çok sevindiler. Çünkü Ömer, zeki, çalışkan ve azimli bir çocuktu. Ailesi için okulu bıraktığını arkadaşları gibi öğretmenleri de biliyorlardı. Bu nedenle; Ömer’in eğitim masraflarının karşılanması için kampanya başlattılar. Sonuçta Ömer hayalleri doğrultusunda ilerlemeye başladı. Çok çalışmanın sonucunda üniversite sınav sonuçları açıklandığında, emeğinin ürününü elde etmişti. Keyfine diyecek yoktu.
Artık Ömer’i kimse tutamazdı. Tıp Fakültesi’ne kaydını yaptırdığı gün, binlerce şükür ederek dünyanın en şanslı insanı olduğunu düşündü. Çünkü arkasında onu seven ve destekleyen bir ailesi, öğretmenleri ve arkadaşları vardı. Artık bıkmadan usanmadan çalışarak hayallerindeki gibi olabilirdi…
Not: Hayatta herkesin önüne fırsatlar çıkar. Önemli olan o fırsatları görüp değerlendirebilmektir.
|
|
| ---------------------------------------------------------------------------------------------- |
|
| Ozan YAVUZASLAN : |
|
|
Taşın gösterdikleri Ömeri çok etkilemişti bir yandan herşeyin kendisinin elinde oldugunu ve istediği sürece herşeyi başarabileceğinin düşünürken bir yandan da taşın gösterdikleri dogruysa içindeki güzel ümitlerin yok olacagına inanıyor ve taşın dogruluğunu kanıtlarcasına çalısmak zorunda oldugunu ve ailesine katkıda bulunmak zorunda oldugunu düşünüyordu...
İçinde bulundugu zaman da tasın kerametini dogrular nitelikteydi .Ömer böyle degerli bir taşı tabi ki kaybetmek istemezdi.Ömerde gördüklerinden sonra ve ailesinin içinde bulundugu zorluktan,(okumayı feda ederek ailesine destek olmaktan)dolayı tasın gelecegi gösterdiğine inandı ve Taşı yanına alarak evinin yolunu tuttu...
Aradan iyice zaman geçmiş ve taşın göstersikleri dogru çıkmıstı..Ömer parmak ısırtacak kadar büyük bir adam olamamıştı belki ama hırsı ve azmiyle çevresine örnek olacak bir insan olmuştu...
Başkalarına karşı manevi bir sorumluluğumuz var ise kendimize ait bir geleceğimiz yoktur !!!!!
(Taş geleceği değil...Gerçekleri göstermiştir)
|
|
|
+ DİĞER KONU BAŞLIKLARIMIZI DA GÖRMELİSİNİZ...
|
Bu yazi 1035 Defa Okunmustur |