Selim ve Kerim ALTINOK Röportajı PDF Yazdır
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Perşembe, 29 Aralık 2011 00:35

Hukuk danışmanlığı, Satranç alanındaki harikulade başarılarınız bununla da yetinmeyip müzik alanında profesyönel çalışmalar ve en önemlisi sivil toplum kuruluşlarında engelli vatandaşlarımızın yaşam kalitesini arttırmak için çalışmalarda bulundunuz. Bu kadar şey yapmanıza rağmen eminim ki gönlünüzde yatan yeni projeler vardır. Bunları bizimle paylaşır mısınız?

 

2008 yılında Engelsiz Orkestra’yı kurduk. Halen şefliğini yapmaktayız. haftanın en az iki günü prova yapıyoruz. Solistlerimizle birlikteonbeş kişilik bir topluluk.

Çalışmalarımız çok iyi gidiyor. Geçenlerde 3 aralık dünya engelliler günü dolayısıyla televizyonda TRT Müzik Kanalında bir konserimiz oldu.

 

 

Engelsiz orkestra ile konferans konser niteliğinde toplumu bilinçlendirmeyi de amaçlayan konserler vermek istiyoruz.

Öncelikle Türkiye’de farklı illeri gezerek bir turne yapmayı, sonrasında yabancı ülkelerde etkinliklere, festivallere katılmayı planlıyoruz.

 

 

Milli satranç sporcusuyuz. Sesli eğitim setleri hazırladık ve görmeyenlerin bu güzel beyin sporunu öğrenmeleri için çaba sarf ediyoruz. Görme engelliler alanında satrancın ülkemizde gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla yeni bir proje hazırladık. Körler okullarına gidip satrancı sevdirme ve özendirme amaçlı seminerler vermek, turnuvalar düzenlemek gibi düşüncelerimiz var. Bu yıllarda öğretmenlik asıl mesleğimiz olan hukukçuluğun önüne geçti.
Bakırköy/İncirli’deki Rıfat Ilgaz İlçe Halk Kütüphanesi’nde görme engelliler için kurduğumuz bilgisayar labaratuvarında sesli bilgisayar eğitimi veriyoruz. Buna devam edeceğiz. Ayrıca yeni kültürel faaliyetler düzenlemeyi planlıyoruz. Bilgisayar dersinden sonra bunun için vakit ayıracağız. İlk projemiz kitap söyleşileri düzenlemek. Aynı kütüphanede 2006 yılında bir sesli kitaplık kurduk. Burada okunan dijital sesli kitapları öğrencilerimize kopyalayıp dinletiyoruz. Yakında kitap söyleşilerine başlamayı hedefliyoruz.


Önümüzdeki dönemlerde görme engelliler için sesli betimlemeli film izleme seansları ve klasik müzik dinleme saatleri de koyacağız. Bunlar için hazırlık yapıyoruz.


Çocukluğumuzdan beri radyo yaşamımızda hep önemli oldu. Çok dinledik, çok yararlandık. Şimdi biz de bir radyo programı yapıyoruz. İki haftada bir Pazar geceleri www.radyonaturel.com adresinde yayın yapan internet radyosunda “Yelpaze” isimli bir program. Müzik, kültürel sohbetler vs. Önümüzdeki dönemde biraz daha deneyim kazandıktan sonra bu yayını belki bir ulusal radyoya taşımak olabilir.

 

Bir kitabımız var (Karanlığın Rengi Beyaz)


Bunu 2006 yılında kaleme aldık, kendi yaşam öykümüz. Topluma, engellilere ve ailelerine mesaj vermeyi amaçlamıştık. Güzel dönüşler oldu. Şimdi ikinci bir kitap yazma düşüncemiz de mevcut. Yeterli zamanı bulabildiğimizde bu olacak.

Çoğumuz başarıya ulaşmak için kendimizce yöntemler seçiyoruz fakat çok çabuk pes ediyoruz. Siz başarı yolunda kendinizi nasıl motive edersiniz? Ya da başarı elde etmek için değil emek vermek için mi yola çıkarsınız?

 

bizi motive eden şey insanlar için birşeyler yapma isteği. Yaşınız biraz ilerlediğinde iki şey oluyor. Birincisi olgunlaşıyorsunuz, ikincisi ise işin sonunu düşünmeğe başlıyorsunuz. Bizim için böyle, şimdi deneyimlerimizi paylaşma zamanı. Bugüne dek ne öğrendiysek öğrencilerimize ve çevremizdekilere öğretmeğe, anlatmağa çalışıyoruz. Bu çok doğal aslında. İnsan kendi gittikten sonra iyi anılmak istiyor. Bunun için de birilerine birşeyler vermek gerek.

Engelliler için açtığımız bilgisayar, İngilizce, gitar ve satranç kursları hep bu çabanın görünümü. Söyleşilere katılıp yaşamımızdan, deneyimlerimizden bahsediyoruz. İş adamları, üniversite öğrencileri dinliyor. Bazı şeylere şaşırıyorlar, sorular soruyorlar. Genellikle nasıl başardınız ya da sizi ne motive etti diye merak ediyorlar.


Biz birlikte başardık aslında. Başarma konusu bizim değil insanların taktiridir elbette. Biz çok şey başardık diyemeyiz kendikendimize. Biz çalışıyoruz, elimizden geleni yapıyoruz. Emek veriyoruz. Sonuç iyiyse ne mutlu bize.


Bizim ulaştığımız bir başarı varsa, yaşamda mutluluğu yakalamış olmaktır. Üreterek, kitap okuyarak ya da bir öğrencimizin işe girmesine ve ya sınav kazanmasına destek olarak mutlu olabiliyoruz.

 

Siz mi hayalgücünüzü yönetiyorsunuz yoksa hayal gücünüz mü sizi?


Cevap : Önemli bir soru! Elbette biz hayal gücümüzü yönetmeye çalışıyoruz. Hayalperest değiliz. hayal gücünü çalıştıran ile hayalperesti ayırmak gerek. Ülkemizdeki eğitim sistemi maalesef hayal gücünü öldürüyor. Ezberciliğe, suskunluğa alıştırılıyoruz. Bunu kişinin kendi başına kırması çok güç. İyi kitaplar okumak lazım. Hayatın içinde olmak, sürekli düşünüp daha iyisini nasıl yaparım diye aramak lazım. Herkesten gelebilecek önerilere açık olmak lazım.

Geçenlerde bir öğrencimiz bilgisayar kursunda klavye konusunu anlatırken birşey yaptı.


Ben görme engelliler için nasıl bir klavyenin uygun olacağını uzun uzun açıkladım.

„İşte klavye alacaksan bilgisayarcıdan böyle bir tane iste“ dedim.

Oysa ne yaptı biliyormusunuz?

Cep telefonunu çıkarıp sınıftaki klavyenin resmini çekti.

„Hocam siz yorulmayın, ben bunu gösterince satıcı doğru klavyeyi verir“ dedi.

Ne kadar basit ama kesin bir çözüm değil mi!

Yıllardır klavye alacak öğrencilerimize uzun uzun anlatırız, halbuki bir resim çekmek aklımıza gelmemiş.

 

Günümüzde engelli vatandaşlarımız için bir çok iyileştirme yapılmasına rağmen hala tatmin edici düzeye ulaşılamamıştır. Sizin bu konudaki önerileriniz ya da dile getirmek istediğiniz görüşleriniz nelerdir?

 

Toplumun bilinçlendirilmesi ilk sırada geliyor. Aileler engelli çocuğuna nasıl yaklaşacağını bilmiyor. Devlet otoritesi, iş yeri sahipleri engelliyi tanımıyor. Tanımayınca da güvenmiyor, neleri başarabileceğini hiç bilmiyor. Bir dolu kanun çıkıyor ama bu yetmez, uygulama önemli. Biz hukukçuyuz, yasalara bakıyoruz, herşey tamam gibi, yine de olmuyor. Çünkü kanunu uygulayacak olan insanlar. Önce onların bilinçlendirilmesi gerekiyor.

Bu nedenle biz her yerde herkese anlatıyoruz. Karanlığın Rengi Beyaz’ı yazmamızın temel amacı dab bu. Engellinin toplumun dışında biri olmadığını vurgulamak. Kimseden aşağıda biri değil engelli, öyle üstün ya da uzaylı gibi bir varlık filan da değil. Herkes gibi biri. Bunu baştan Kabul edersek, onun da bir insan olduğunu içimize sindirirsek daha doğru ilerleyebiliriz. Yoksa acıma, aşağılama ya da eline üç beş kuruş sıkıştırmayla ir yere varamayız.

 

Hayat sizden bir çift göz aldı ama siz buna asla eyvallah edip yılmadan çalıştınız ve sizlerden tek farkı görmek olan insanların yapamayacağı bir çok ilki gerçekleştirdiniz ve liderlik ettiniz. Hayata karşı meydan okumanızın ardındaki düşünce nedir?

 

Biz görmediğimizi unutuyoruz çoğu zaman, aklımıza gelmiyor, çünkü çok yoğunuz. Biz lideriz belki ama bu tamamen yaptığımız işler dolayısıyle bize verilen bir sıfat. Yoksa hiçbir kurum ya da kuruluşta yönetici değiliz. Bunu pek tercih etmiyoruz. Nedeni de bizi kısıtlayacak olduğunu düşünmemizdir. Biz Selim, Kerim Altınok olarak çalışıyoruz. Çalışacağız da.

Bir web sitemiz var.  ( http://www.selimkerim.com )


Burada bildiklerimizi paylaşıyoruz. Bizim için temel düşünce, anlamlı bir hayat sürmek. Ardımızda birşeyler bırakmak. İçimizde sürekli bir heyecan var. Çoğu zaman dört saat uyku ile güne başlıyoruz. Yorucu bir tempo ama olsun. Bu coşku bizi ayakta tutuyor. Daha yapacağımız çok işler olduğunu düşününce fazla uyumağa zaman olmadığını düşünüyoruz. Kahvelerde vakit öldüren insanlara şaşıyoruz. 24 saat bize yetmezken bir çok kişi boşa zaman geçiriyor. Biz can sıkıntısı diye bir kavramı hiç tanımadık.


Ömrümüz ve sağlığımız imkan verdiği sürece çalışacağız.


Selim ve Kerim ALTINOK


** Bende bu harika röportajı ile bizlere ışık tutan güzel fikirlerini paylaştıkları için Sayın Selim ve Kerim ALTINOK'a en içten teşekkürlerimi sunarım.

Röportaj : Turgay GEZİCİ

04 Aralık 2011 İkitelli Deposite Alışveriş Merkezi Satranç Turnuvası Etkinliğinden Resimler :

 

 

 


Bu yazi 201  Defa Okunmustur
 
Reklam

Ziyaretçi Sayacı

Hit Counter by Digits

E-Bülten

Reklam










T.GEZİCİ - RESİMLİ SÖZLER

Turgay GEZİCİ