Boşluk Duygusuyla Başa Çıkmak

Günüme henüz başlamıştım ki, telefonum çaldı.

Arayan oğlumdu.

Kendisini çok kötü hissettiğini, doktora gitmesi gerektiğini söylüyordu. Eşimin iş yeri sadece 10 dakika mesafedeydi. Hemen onu aradım. Oğlumuzu doktora götürmesini rica ettim. Ama malesef onun hiç vakti yoktu. Benim Avrupa yakasında bulunan ofisimden tüm işlerimi iptal ederek köprüyü geçmemi, oğlumu hastaneye götürmemi, sonra yeniden köprüyü geçerek geri gelmemi önerdi.

Önce her normal çalışan kadın olarak bu durumu yadırgadım. Hatta kızdım. Bütün planlarını bozması gereken neden ben oluyordum?

Üstelik onun gitmesi daha kolay olacakken… Sonra yeniden telefonum çaldı. Arayan yine oğlumdu.
Bana, “Anne sana yanımda ol diyorum, sana ihtiyacım var,” dedi ve ben herşeyi unutarak, bütün çalışmalarımı iptal ederek eve koştum.

İşte her şey bundan sonra başladı. Oğlumu çok seviyorum ama kollarımda uyuyakaldıktan sonra kendimi bir anda ‘boşluk’ hissinde yakaladım.

Neler oluyordu? Tarifsiz bir boşluk ve hiçlik içinde sıkılmaya başladım. Üstelik zaman da aleyhime çalışıyordu. Zaman sanki donmuştu, yerinden kıpırdamıyordu. Dakikalar geçmek bilmiyordu.

SEVGİ, HUZUR VE DOYGUNLUK ÖNEMLİ

İşte o anda fark ettim ki, ben kendi ‘ego’mun oyunlarından birinin içine düşmüştüm. Neler oluyordu böyle? Hayatta sürekli bir şeyler yapıyor olmak zorundaydım sanki. Boş durduğumda, hatta sadece durduğumda kendimi boşlukta buluyordum. Çocukken dayımın benimle dalga geçtiğini hatırlıyorum. Okuduğum okulda bir partiye gitmiş ve eve dönmüştüm. Aslında her şey çok güzel geçmişti ama dayım bana sorduğunda şu cevabı vermiştim: “Süper eğlenemedim.”

Eğer süper eğlenemediysem hayatı sevmiyordum galiba.

Ve bu içler acısı bir durumdu benim için. Hayatımı ne kadar yorucu geçirdiğimi, hatta yaşamın kendisini sevmediğimi fark ettim.

Benim gibi pek çok insan vardı aslında.

Kendisiyle başbaşa kalmaktan kaçan, duygularıyla yüzleşmemek için aşk ilişkisinde bile sevdiğini ara ara başkalarıyla aldatan kişiler mesela…

Hemen kaçışımı engelleyerek bütün sıkıntımın içinden geçtim. Biliyordum ki çekeceğim acı sadece geçici olacaktı. Gerçekten de acı çektim.

Ama bilinçli olduğum için bu sadece iki saat sürdü.

İki saatin sonunda uyuyakaldım. Uyandığımda zihnim berraklaşmıştı. Daha önemlisi içim hafiflemişti. Değişik bir idrak halindeydim. Kalbim sevgiyle ve huzurla dolmuştu. Egomun küçülüp açtığı yeri, ilahi bir huzur hali almıştı ve benim bunu hissedebilmek için özel bir şey yapmama gerek kalmamıştı.

O dakikadan sonra hayatımı saçma sapan doldurmama kararı aldım. Sevdiklerime yeterli zaman ayırmak, ama en güzeli, hiçbir şey yapmadan dururken bile sevgi, huzur ve tuhaf bir doygunluk halinde kalabilmek üzere dikkatli olacağım. İşin ilginç yanı, bu duyguyu bir daha yaşamayacaktım. Ya da küçük ve hafif dalgalarla gelse bile artık başa çıkabilecektim.

Alıntı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.


− 2 = 3


*